18 Ağustos 2010 Çarşamba

Araf - Elif Şafak




İstanbul, insanın cilalayıp, parlatabileceği, kenarlarındaki fazlalıkları atıp, sivriliklerini törpüleyip, sevgilisini sevindirmek için hediye paketiyle ona sunabileceği şehirlerden değildi o. Tökezleyen aşk maceralarınaromantik bir lezzet katmak için parlak tabaklarda beşamel sosla servis edebileceği şıkıdım şehirlerden değil. İstanbul, bu fuzuli kaygıların ötesindedi hem çok yaşlı, hem yaşsız. Hem miadını çoktan doldurmuş, hem sonsuz. Her yeni gelenin tohumlarını içine çeken ama tarihi boyunca kimse tarafından döllenmemiş olan rahim, hem sahiplerin penahı, hem kimse tarafından sahiplenilemeyen..

İçimde aileme karşı değil kendim dahil bir sürü şeye karşı tortulanmış öfke var ama birisi bana neden böyle öfkeli olduğumu sorduğunda nasıl cevap vereceğimi bilemiyorum… Sence bir cevabı olmalı mı?

Kim gerçek yabancı - bir ülkede yaşayıp, başka bir yere ait olduğunu bilen mi yoksa kendi ülkesinde bir yabancı hayatı sürüp, ait olacak başka bir yeri olmayan mı?

Aşık olmak sevgilinin isimlerini kendine mâl etmektir. İsimler insanların varoluş kalesine uzanan köprülerdir. Onlar vasıtasıyla başkaları, hem dostlar, hem de düşmanlar parmak ucunda içeri girmenin bir yolunu bulurlar. Birinin adını öğrenmek varoluşunun yarısını ele geçirmektir, gerisi parçalar ve ayrıntılardan ibarettir. Çocuklar bunu ruhlarının derinliklerinde bilirler. Bir yabancı isimlerini sorduğunda içgüdüsel olarak söylemeyi reddetmeleri bundandır. Çocuklar isimlerin gücünü idrak eder ama büyüdüklerinde unutuverirler.

Türkçede zamanı öğrenmek için insanlara “saat” sorulurdu. Halbuki ingilizcede zamanı öğrenmek için insanlara “zaman” soruluyordu. İngilizcede insanın zamana sahip olduğu ya da olabileceği hissi vardı, halbuki Türkçede zamanı ölçme aracına sahiptin ama zamanın kendisine asla.

Araf - Elif Şafak

Elif şafak Araf’ı İngilizce olarak kaleme almış. Aslı Biçense çeviri konusunda gayet iyi iş çıkartmış. Elif Şafak’ın Baba ve Piç’ten sonra okuduğum ikinci kitabıydı. Araftan ne beklediğimden tam emin değilim de Baba ve Piç kadar etkileyemedi beni.




2 yorum:

  1. Elif Şafak'ı severim; tasvirleri, anlatımları çok zengin metinler içerir. Arafı da, Baba ve Piç'i de henüz okumadım, hangisinden başlamalıyım?

    YanıtlaSil
  2. Baba ve Piç derim ben. Onu okurken sanırım bu kitap bitmeyecek dedim kendi kendime sonra beni içine çekmeyi başardı. Hala damağımda tadı. Arafta daha çok kitabın dışında kalmış hissettim kendimi. Baba ve Piçteki tadı bırakamadı bende ama yine de okunası. Tavsiye ederim. Sırada Bit Palas ve Aşk var. Aşk'ı okumadım henüz. Öyle güzel şeyler duydum ki hakkında sanırım bu kadar ertelediğim için pişman olacağım.

    YanıtlaSil