15 Ağustos 2010 Pazar

Kinyas ve Kayra



  • Kayra bir gün bana, “Mutsuzluğuna hiç bir çare aramıyorsun.” demişti.“Ve en büyük acının kendininkinin olduğunu düşünüyorsun. Dünyadan haberdar olmayan bütün gerizekalılar gibi. Ölmesine çeyrek kalmış, herkesi yaşadığına pişman etmeye çalışan, sağlıklı oldukları için suçluluk duymalarını isteyen hastalıklı, yaşlı bir kadın gibisin.”
  • Bütün hayatımız boyunca beklediğimiz ve nereden geleceğini bilmediğimiz huzuru arıyoruz. Ve tükenmez huzur arayışımız hayatta kalmamızı sağlıyor.
  • Hayal etmeye çok ufak yaşta başladım. Belki de benim hatam bu oldu. Artık hayal edecek pek bir şey bulamıyorum. Belki çok meşgulüm. Belki de yeteneklerim köreliyor.
  • Belki de tek sorun şuydu: biz ne istediğimizi bilememiştik hiç bir zaman. Ve dolayısıyla her şeyi deniyorduk. Belki görünce istediğimiz, uğruna yaşadığımız şeyi hatırlarız diye.
  • O kadar çok mürekkep israfı var ki dünyada! O kadar çok haybeye doldurulmuş kağıt var ki! Okumayı ve yazmayı öğrendiğim güne lanet ediyorum. Eğer okumasaydım kimsenin ne düşündüğünü bilemezdim. Dünyanın döndüğünden haberiz olurdum ve her şeyi kendim keşfederdim. Cehaletimi bilemek harika olurdu. Kafamda hiç bir kuşku olmazdı. Sadece kesinlikler cirit atardı bedenimde. Hakederek elde ettiğim, sadece düşünerek ulaştığım kesinlikler…
  • En sevdiğim ve tek dinlediğim grup: atardamarlar! Mükemmel bir orkestra. Hiç nazlanmadan çalıyorlar. Kaprissiz. Ben ne zaman istersem..
  • Herkesin birbirini dinlediği ama duymadığı bir evi olmuştur elbet!
  • Ben sadece fazlasıyla ciddiye almıştım küçükken babamın bana birini üzdüğümde söylediği o sözü: “Kendini karşındakinin yerine koy.” Ve ilk başlarda bunu o kadar çok yapmıştım ki, bir gün dönüş yolunu yani kendimi bulamadım ve beynimin bir parçası boşlukta uçuşan, hayata uzaktan bakan bir çift göze dönüştü. Bütün duyguları bilen ama hiç birini hissetmeyen biri oldum.
  • Yaşama hastalığı… Bir çeşit alerji. Oksijene.
  • Sadece, mümkün olduğunca az insana muhtaç ol. Gereksiz olanları asla hayatına sokma!
  • “Ben böyleyim.” demek kadar korkunç bir söz daha yok.
  • Hayatı yok etmenin zamanı asla gelmez, çünkü bir saat sonra yaşayacaklarını bilemeyecek kadar insansındır.
  • Annelerin birilerine kıyafet alması için kimseye ihtiyaçları olmazdı zaten.Göz kararı denilen yanılmaz anne ölçüleri, üzerime dikilmişçesine oturacak bir takımla eve dönmesini sağlardı nasıl olsa…
  • O hiç bir zaman geçmişimi düşünmüyordu. Beni 29 yaşında doğmuş bir adam olarak seviyordu ve ben de kendimi öyle hissediyordum.
  • Ne yiyip ne içtiğini bileceksin. Vücudun yemekler için bir otoban gişesi olmamalı!
  • Anlamalı hayatın yaşamak ve hissetmekten başka bir anlam taşımadığını.
  • Hayat reddemeyeceğin kadar güzel ve gerçek. Bu hayatta umut, sevgi, dostluk, insanlık var! Ölümse boş bir kağıt..

____Hakan Günday - Kinyas ve Kayra


Fena bir kitap değildi. Kitabı eline aldığında bir sayfa sonrasını hep merak ediyorsun. Karakterlerle öfkelenip onlarla duygulanıyorsun. Kayra adam öldürüyor sevgiliye çatıyorsun. Yok tabii ki öyle bir şey.. Şaka bir yana tek sıkıldığım nokta bazı konuların belki 5, belki 10 kez dile getirilmiş olması oldu.Bu kadar uzatılmasına gerek yoktu dedirtti bana. Ve ben “nihilistim” diye bağıran cümlelerde de çokça boğuldum. Alınız, okuyunuz, biraz gerilip duygulanınız.. Etkisinden bir süre çıkamayanız. Çıkmak isteyip, çıkamadığınızı hissettiğiniz anda yeni bir kitaba başlayınız..

İyi okumalar..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder