18 Şubat 2011 Cuma

Demir Demirkan - Zaferlerim Eşliğinde 12. 02. 2011’e Dair..


Gözlerimi açıyorum. Yine yabancısı olduğum şehir.. Yüzümü yastığa gömüp bir kaç dakika öyle kalıyorum. Kalkıp ılık suyun altına atıyorum kendimi. Sonra camı açıp, odama güneşi doldurup bir sigara yakıyorum o’na karşı. Hemen anne cümleleri kulağımda çınlıyor “Aç karnına kahve, sigara içmiyorsun Madame!”Devam ediyorum..

Güneşli bir gün, hiç bilmediğim, bilmeyi istemediğim, bit türlü sevemediğim bir şehir, bir tarafta yarım, öylesine toplanmış bavul, girilmesi gereken bir sınav, buluşulması gereken biri.. Dün 04:00 diye söz vermiştim ama yetişemiyorum. Sınav sonrası apar topar üzerimi değiştirip, çantamı kaptığım gibi çıkıyorum. Z’de buluşacağımızı sanarken güzel bir sürprizle S‘de eliyle koymuş gibi bulup yanıma geliyor. Şaşkınlık dolu bir “Merhaba!”.. Kısa bir sohbet..

İniyoruz tramvaydan. Biraz yürüyoruz. Sigara içmeme kızsa da terası olan bir yere gidiyoruz. Öylesine bir şeylerden konuşuyoruz, planlar yapıp “saklıyoruz”. Kahve, bol kahkahalı sohbet.. Çok zaman olmuş.

Kaldığım yere bırakıyor beni. Kapı önü bıdıbıdısını da yaptıktan sonra veda edip ayrılıyorum. 20 dakika -belki daha az belki daha çok- sonra resepsiyondan telefon geliyor: “Babanızdan paket var.” Hemen geliyorum diyorum. Asansörün gelmesini dahi bekleyemeyen bir sabırsızlıkla merdivenleri üçer, beşer atlarken içimden de “İyi de ben zaten yarın babama gidiyorum. Ne paketi?” diye söylenirken elime bir paket tutuşturuluyor. Koca bir kavanoz nutella, yanına iliştirilmiş bir not.. ”Tatlı bir hikayenin nutellasız ama nikotinli Madame’ı!” Ve küçük bir af dileme.. Keyifli bir gün ancak böyle tatlı sonlandırılabilirdi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder