
“ Tanıdıkları insanlara yeterince borçları vardı. Bir de hayata borçlanmak istemediler. Onun için aldık
ları her nefesi geri verdiler.”
“İnanmadığınız her şeyi bana sorabilirsiniz. Çünkü ben her şeye inanıyorum.”
“Pahalı saatler takan insanları zamanları değerlidir. Saati sokaktaki yabancılardan öğreniyorsanız, zaman size sonsuzmuş gibi gelir. Ve ekonomi, bilim haline gelmeden önce de var olan bir kurala göre bolluk, değersizliği getirir.”
“Düzenli kentlerin, amaçsızca yaşayan insanlar için kurulu tuttuğu düzenli tuzaklar vardır. Kent, kişinin sahip olduğu temel zaafa uygun bir amacı herhangi bir caddede karşısına derhal çıkar. Ancak nedense, bu ilk karşılaşma genelde geceleri gerçekleşir. “
“Bence romanların iyi olup olmadıklarını anlamak için ikinci kez okumaya çalışmak lazım. Eğer okunabiliyorsa, iyi roman testini geçmiş demektir. Okunmuyorsa,
en yakındaki ilkokulun kütüphanesine bağışlanmalıdır. Bir de hangi sayfasından başlarsan başla, okuyabileceğin romanlar vardır. Doğru roman testi için o da iyi bir yöntemdir. “
“Piçler, aşık oldukları kadını kendilerini kurtaracaklarını düşünür. Oysa hiçbir kadın dünyaya bir piçi kurtarmak için gelmemiştir. “
“Gelecek, geçmişin merhametine kalmıştır ve insan, ikisinin arasında bir kurbandır.”
“Sıradan insanların intikamları da kendi değerleri dahilinde biçim bulur.”
“Oksijenden. Oksijen yüzünden paslanıyoruz. Oksijen yüzünden yaşlanıyoruz. Oksijenle işimiz olmasaydı eskimezdik. Açıkta kalmış elma gibi çürüyoruz. Sen de o yüzden paslanıyorsundur. Oksijenden.”
“Gelecekten bir şey beklemeyenler mutluluklarını geçmişte yaratırlar.”
“İnsan karşısına dürüstçe duygularını anlatmak isterken ne kadar konuşursa o kadar inandırıcılığını kaybediyordu.”
“Beni terk edenlerin hepsi kapı oldu. Çünkü sırtlarını görmeye vaktim olmadı. Kapıyı çekip çıktılar ve ben daha ne olduğunu anlayamadan kapıya dönüştüler.”
“Piçlerin ölçüleri diğer insanlarınkinden farklıdır. Böbrek taşı düşürme sanıcısını, iş arkadaşlarıyla yenen bir öğle yemeğine tercih ederler. Acı ve zevk şiddetlerini yukarıdan aşağı sıralarken normlar dahilindekilerden farklı ölçüleri kabul ederler. Örneğin bir kravatı iş yerinde takmaktansa, kendilerini onunla asmayı daha uygun görürler. Takım elbiselerini tamamlayabilmesi için kravatın boyundan aşağı
değil, baştan yukarı sallanması gerekir.”
“Zaten bu öyle bir dünyadır ki, insanlar ancak bir milyon dolardan sonra özgür olur. O güne kadar herkes köledir.”
“Kendimi beyaz kadranlı, Romen rakamlı bir duvar saatindeki saniye çubuğu gibi hissediyorum. Sadece dönüyorum. Zamanın kendisiyim. Geçiyorum.”
“Memur bey, biz ne yaptığımızı bilmiyoruz. Her şey çok iyi gidiyordu ama sonra birden kendimizi sokakta bulduk. Yani yıllardır evlerde yaşadık ama ancak bu kadar dayanabildik. Şimdi buradayız. Hepimizin gideceği yerler var ama zaten biz o yerlerden geliyoruz. Dolayısıyla geldiğimiz yerle gideceğimiz yer arasında sıkıştık.”
“Dibe vurmak diye bir şey yok. Çünkü dünyanın dibi yok. En fazla yerin dibine geçerim, oradan da girer, dünyanın öbür tarafından çıkarım. Biraz da oralarda dolanırım.”
“Kim bilir kaç bin yıldır insanın sadece çocuğundan umudu vardı? Sırf boyu bir metrenin altında diye dünyayı cennete çevireceğine inanılan kaç çocuğun başı “Sizler her şeyi değiştireceksiniz.” Cümlesi eşliğinde okşanmıştı?”
***Altını çizdiklerim.
Bu adama hayranlığım Kinyas ve Kayrayı okuyup, başucu kitabı yapmamla başladı. Uzun bir süre onunla uyuyup uyandım. Etkisinden çıkamadım. Altını çizdiğim sayfaları döndüm döndüm tekrar okudum . Ve işte yine bir Hakan Günday kitabıyla tekrar geldim. Dünyanın düzenine, toplumun ve ahlakın kurallarına ters duran dört adam Barbaros, Afgan, Hakan ve Cenk.. Ben onları para, alkol, seks olarak tanımlıyorum. Bunun ötesindeyse; Cenk eğitim için ailesi tarafından Cenevreye gönderiliyor. Hiç bir şey yapamadan geri geliyor. Hakan, en son 13 yaşında babasının hediye ettiği kitabı okuyup kitap okumaktan vazgeçiyor kendi kafasında kitaplar yaratıp, onlarla uyuyup uyanıyor. Hakan karakteri olsa da onun kitaplarını da okusak dedim. Afgan, annesinin gönderdiği parayı onunla yaşamaması için gönderilmiş nafaka olarak görüyor. Barbaros ise Birleşmiş Milletler sekreteri.
Bu kitapta en sevdiğim cümlelerinden biri de –ki yukarıda da yazdım- “Bence romanların iyi olup olmadıklarını anlamak için ikinci kez okumaya çalışmak lazım. Eğer okunabiliyorsa, iyi roman testini geçmiş demektir. Okunmuyorsa, en yakındaki ilkokulun kütüphanesine bağışlanmalıdır. Bir de hangi sayfasından başlarsan başla, okuyabileceğin romanlar vardır. Doğru roman testi için o da iyi bir yöntemdir. “
Sonra Hakan Günday dedi ki; “Hayat seni öyle bir noktaya getirir ki kendini sevdiklerinle savaşırken ve nefret ettiklerinle sevişirken bulursun.” Bazen öyle olmaz mı hayatta?
Alınız, okuyunuz. Hakan Günday’ın kelimeleriyle kahve eşliğinde dans etmenin keyfine varınız.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder